İdealize Karakter Nedir? Günlük Hayatın Komik Perspektifi
Arkadaş ortamında genellikle espri bombardımanıyla tanınırım. Hani şu, “Bak bak bak, bir fıkra patlatayım da herkes gülsün, sonra ben derin düşüncelere dalayım” tipinden biri işte. İzmir’in o sıcacık sokaklarında gezerken, kahvemi yudumlarken aklıma sürekli takılan bir soru var: “İdealize karakter nedir?” Hadi bunu hem eğlenceli hem de düşündürücü bir şekilde açalım.
İdealize Karakter: Nedir Bu Abide?
Kısaca anlatmak gerekirse, idealize karakter bir hikâyede veya bir insan zihninde “tamam işte böyle biri olmalı” dedirten kişidir. Yani kusursuz, neredeyse masum, her hatasında bile sempatik bulunan tipler… Tabii ki gerçek hayatta böyle insanlar nadir bulunur. Arkadaşlar arasında biri “İşte Hasan, o tam idealize karakter” dediğinde, genelde bu kişi ya abartılı derecede iyi kalpli ya da komik bir şekilde naif olur.
Mesela ben geçen gün kafede oturuyorum, yan masada biri sürekli kahkahalar atıyor. İçimden dedim ki:
— “Abi, sen idealize karakter misin yoksa sadece çok iyi şaka anlayan bir insansın?”
Tabii bunu sesli söylemedim, insanlara garip bakmamak lazım. Ama işte o an kafamda idealize karakter kavramı ile komik bir sahne birleşti.
Günlük Hayattan Örneklerle İdealize Karakter
Diyelim ki arkadaş grubunda bir yemek planı yapıyoruz. Ben tabii ki espri yapıyorum, herkes gülüyor, ama içten içe düşünüyorum: “Ya, Ahmet bir idealize karakter gibi davranıyor. Hep yardım ediyor, kimseyi kırmıyor, kahkaha atarken gözleri parlıyor…” Ve sonra o anın büyüsünü bozuyorum:
— “Ama ya, ben böyle birini gördüğümde önce kıskanırım, sonra gizlice Google’da ‘nasıl idealize karakter olunur’ diye ararım.”
İdealize karakter bazen sadece davranışlarda değil, düşünce tarzında da kendini gösterir. Örneğin; bir gün vapura bindim, İzmir körfezinden rüzgar yüzüme vuruyor, ben de derin bir iç çekişle düşündüm:
— “İdealize karakter olsaydım, kesin şu rüzgarı saçlarımı okşayan bir romantizm sahnesi gibi yaşardım. Ama ben saçımı elime yapıştırıp, ‘Bu ne lan, saçım neden böyle?’ diye içten içe ağlıyorum.”
İdealize Karakterin Arkadaş Ortamındaki Rolü
Her grubun bir idealize karakteri vardır. O kişi genellikle araya girer, krizleri çözer, kimseyi üzmez ve komik bir şekilde herkesin takdirini toplar. Ama biz, yani benim gibi sürekli espri yapan ve biraz da içten içe fazla düşünenler, o kişiyi izlerken hem gülüp hem de kendi eksiklerimizi fark ederiz.
Geçen gün bir kahve dükkanında şöyle bir diyalog geçti:
— Ben: “Abi sen idealize karakter misin yoksa hep mi böyle sabırlısın?”
— Arkadaş: “Bazen idealize karakter, bazen de sadece insan olmaya çalışıyorum.”
— Ben (iç ses): “Aa, demek ki herkesin içinde biraz idealize karakter potansiyeli varmış, ama bazıları bunu gizliyor. Şimdi ben de gizli gizli çalışayım bari.”
İdealize Karakter Olmak mı, Olmamak mı?
Burada bir ironi var. Hepimiz bazen idealize karakter gibi olmak isteriz; nazik, sevecen, komik ve hatasız. Ama gerçek hayatta bu mümkün değil. Ben kendimi düşününce, bazen espri yaparken ayağımı denk alıyorum, bazen de içten içe çok derin düşüncelere dalıyorum. İşte o anlarda fark ediyorum ki idealize karakter bir hayal değil, aslında herkesin kendi içinde taşıdığı bir potansiyel.
Mesela geçen gün markette yaşadığım mini bir sahneyi paylaşayım:
Markette yaşlı bir amca rafta ürünleri bulmakta zorlanıyor, ben hemen yardıma koşuyorum. İçten içe diyorum ki: “İdealize karakter gibi bir an.” Ama sonra amca bana bakıp, “Ooo evlat, teşekkür ederim ama sen de biraz dikkat et, bu zincirli dolaplar kaygan,” diyor. Ve ben, esprimi patlatıyorum:
— “Kaygan mı? Ben zaten hayatla kaygan bir ilişki içindeyim, merak etme amca.”
İşte tam bu an, hem idealize karakter gibi davranıyorum hem de kendi komik yanımı koruyorum.
İdealize Karakter ve İçsel Çatışma
Bir yandan arkadaş ortamında herkesin gülebildiği biri olmayı isterim, bir yandan da sürekli her şeyi fazla düşünürüm. Bu yüzden bazen diyorum ki:
— “Ben idealize karakter olamam, çünkü kahkaha attığımda bile beynim 3 senaryoyu hesaplıyor.”
Ama sonra fark ediyorum ki, belki de idealize karakter sadece herkesin yanında rahat olabilmek ve ufak hatalarını tatlı bir şekilde kabul edebilmek demek.
Sonuç: İdealize Karakter Aslında Hepimizde Var
İdealize karakter nedir sorusuna cevap verirken, ben İzmir’in kafelerinde dolaşırken, arkadaş ortamında espri patlatırken ve içten içe hayatı fazla düşünürken fark ettim ki, aslında bu karakter bir hedef değil, bir yolculuk. Hepimiz kendi küçük idealize karakterlerimizi taşıyoruz; bazen yardım ediyoruz, bazen komik espriler yapıyoruz, bazen de saçımızı rüzgara kaptırıp ağlıyoruz.
Kısaca, idealize karakter gerçek hayatta mükemmel değil, ama varlığıyla etrafına pozitif bir enerji yayıyor. Bizler de ister istemez onun yanında kendi mizahımızı ve içsel düşüncelerimizi dengeleyerek büyüyoruz. Hatta bazen kendimle dalga geçerken diyorum ki:
— “Bak işte, hem espri bombasıyım, hem de derin düşünceli bir 25 yaşındayım. İdealize karakter olamam ama kendi versiyonum çok eğlenceli.”
Ve işte tam burada fark ediyoruz ki, idealize karakter nedir sorusunun cevabı aslında çok basit: Hepimizin içinde var olan ama bazen gizlediğimiz, bazen açığa çıkan, hem komik hem düşündürücü küçük bir kahraman.